Erzurum – Doğu Anadolu Bölgesi’nin kadim toprakları, tarih sahnesindeki yerini sarsacak nitelikte bir arkeolojik keşfe ev sahipliği yapıyor. Erzurum’da yürütülen yüzey araştırmaları sonucunda, bölgenin bilinen en büyük ve en eski antik yerleşimlerinden biri olduğu anlaşılan devasa bir höyük gün yüzüne çıkarıldı. Bu keşif, şimdiye kadar Doğu Anadolu’daki yerleşim tarihine dair bilinen ezberleri bozma potansiyeli taşıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nün ortak çalışmaları neticesinde ortaya çıkarılan bu anıtsal yerleşim alanı, bölgenin kültürel ve ticari geçmişine dair yeni pencereler açmaya hazırlanıyor. İlk belirlemelere göre, Neolitik Dönem’den itibaren kesintisiz yerleşim izleri taşıdığı düşünülen höyük, bilim dünyasında büyük heyecan uyandırdı.
Keşif Nerede ve Nasıl Gerçekleşti?
Erzurum’un kırsalında, stratejik bir konumda yer alan bu yeni antik yerleşim, uzun süredir devam eden sistemli yüzey araştırmaları sırasında tespit edildi. Bölgedeki coğrafi formasyonlar ve doğal su kaynaklarına yakınlığı ile dikkat çeken alan, uydu görüntüleri ve arazi taramaları sonucunda bir arkeolojik höyük olabileceği şüphesiyle incelenmeye başlandı. Uzman ekiplerin titiz çalışmaları, yaklaşık 200 dönümlük bir alana yayılan ve üzerinde çok sayıda seramik parçası ile mimari kalıntı izleri bulunan bu devasa yerleşimi doğruladı.
Atatürk Üniversitesi’nden bir heyet tarafından yapılan açıklamada, keşfedilen höyüğün katmanlı yapısının, farklı kültürel dönemlere ait zengin buluntular barındırma potansiyeli taşıdığı belirtildi. Özellikle yüzeyde toplanan çanak çömlek parçaları, Erken Tunç Çağı’ndan başlayarak Orta Çağ’a kadar uzanan geniş bir zaman dilimine işaret ediyor.
Neden “Ezberleri Bozan” Bir Keşif?
Bu keşfi “ezberleri bozan” kılan en önemli özellik, höyüğün Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki bilinen diğer antik yerleşimlerden çok daha büyük bir alana yayılması ve potansiyel olarak çok daha erken dönemlere ait kalıntılar barındırması. Uzmanlar, bu büyüklükteki bir yerleşimin, bölgedeki ilk şehirleşme süreçleri, toplumsal yapılar, tarım ve hayvancılığın gelişimi hakkında mevcut bilgileri kökten değiştirebileceğini ifade ediyor.
- Kronolojik Uzantı: Höyüğün Neolitik döneme kadar uzanan bir geçmişe sahip olması, Doğu Anadolu’nun tarih öncesi dönemlerde Mezopotamya ve Kafkasya medeniyetleriyle olan etkileşimini yeniden değerlendirmemizi sağlayabilir.
- Bölgesel Liderlik: Böylesine büyük bir yerleşim, kendi döneminde bölgenin ekonomik, politik ve kültürel merkezi olabileceğine dair güçlü kanıtlar sunuyor. Bu durum, bölgenin antik çağlardaki rolünü ve önemini gözden geçirmemizi gerektirecek.
- Ticaret Yolları: Konumu itibarıyla, İpek Yolu ve diğer antik ticaret rotaları üzerinde kritik bir kavşak noktası olması, bölgenin uluslararası ticaretteki rolüne dair yeni veriler sunabilir.
Gelecek Çalışmalar ve Beklentiler
Keşfin ardından, bölgede detaylı jeofizik araştırmalar ve sondaj kazıları başlatılması planlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri, höyüğün tam potansiyelini anlamak ve koruma altına almak için ulusal ve uluslararası iş birliklerine açık olduklarını dile getirdi. Kazıların başlamasıyla birlikte, yerleşimin kesin büyüklüğü, dönemleri ve barındırdığı sırlar daha net bir şekilde ortaya çıkacak.
Erzurum’daki bu dev keşif, Türkiye’nin zengin arkeolojik mirasına yeni bir sayfa eklerken, Doğu Anadolu’nun tarih sahnesindeki yerini daha da güçlendirecek ve bölgeyi uluslararası arkeoloji camiasının ilgi odağı haline getirecektir.